27 Eylül 2009 Pazar

Bursaspor 4 -Diyarbakırspor 0

Geçen hafta şöyle bitirmiştim yazımı "Bursaspor için çıkış başlamıştır artık".. Kuşkusuz taraflıktan arınmış duygularla yorum yapamasak ta sezon başından itibaren dile getirdiğimiz bir şey var," bu takımda ışık var, ama biraz zaman gerekiyor"..Tabi kelle avcıları ve birtakım günübirlik yorumcular görememiş olsalar da haftalar ilerledikçe puan tablosunun bu doğrultuda değişmesini bekliyorduk..Lige daha iyi bir başlangıç yapmak geriye bakılınca mümkün gözükse de 7. hafta itibariyle sıralamada istenilen yerlerde takım..

Tabiki defansın göbeğine zapotochnyi getirip orta sahadaki ikiliyi farklılaştırmak, bunun yanında her bölgede 11'de yer bulacak kalitede alternatif isimleri de kadroya monte etmeye çalışmak kolay olmayacak..Ki Bursaspor bunun yan etkilerini ilk haftalarda gördü, birçok maçta vasatı aşamadı..Geçen senenin 2. yarısından itibaren geniş anlamda değerlendirmek lazım Bursaspor'u, ve böyle değerlendirince takıma direk monte edilen zapo ve hüseyin'in defansif kaliteyi, ergic'in ise orta sahanın ofansif yönünü bir basamak arttırdığını söylemek mümkün..Turgay'ın ise gösterdiği performans bu oyuncunun o bölgede en az Shin kadar önemli olduğunu gösteriyor..Kadro derinliği takımdaki dengeler bozulmadığı sürece olumlu yansıyacaktır, zira henüz şans bulamasalarda defansta Tuna-İbrahim, orta sahada Kirita-Bekir-Ramazan gibi ligde birçok takımda 11 başlayabilecek isimlere sahip..Bir de henüz parlatamadığı yıldız Battalla var tabi..Battalla demişken, Eskişehirle oynanan hazırlık maçında izledik, çok iyiydi, inşallah takıma kısa sürede kazandırılır..Sezon başında genelde sol bek sıkıntısından söz edilse de Yenal'ın performansındaki iyileşmeyle bu bölgede pek bir sorun göremiyoruz..Kadroya bir takviye seçimi yapsaydım, Keita-Yattara gibi isimlerin bir alt versiyonu bir yabancıyı bu takıma katmaya çalışırdım..Volkan Şen ve Ozan İpek sevilen ve başarılı genç oyuncular olsa da performanslarında ki dalgalanmalar takımı eksik bırakıyor bazı maçlarda, 2 kanadı da kullanabilen yırtıcı bir kanat oyuncusu iyi giderdi..

Diyarbakır maçına da gelirsek, hafta içi arkadaşlarıma skor tahmini 6-0 verdiğim ve ilginç bir şekilde takıma fazlasıyla güvendiğim bir maçtı, takım olarak üstün bir performans gösterince Bursaspor benide yanıltmadı ve uzun zaman sonra 4 golü buldu, daha da artabilirdi gol sayısı..Tüm futbolcular böylesine istekli olunca tek tek bir değerlendirmeye girmeyi doğru bulmuyorum..2 hafta üstüste deplasmana gidecek Bursasporun ilk durağı Manisaspor olacak..Deplasman oyunlarında gayet iyi bir performans gösteren ve kadro yapısı olarak deplasman oyununa müsait bir yapısı bulunan Bursaspor'umuzun bu maçtada skoru lehine çevirmesi çok zor olmaz, hele moraller ve özgüven çıkıştayken favori tarafın takımımız olduğunu söyleyebilirim....

20 Eylül 2009 Pazar

Sivasspor 1 : 3 Bursaspor


Bursaspor limoniydi dün akşamda..Zor kazanıyor, oyuna hücum zenginliği katamıyordu birkaç haftadır..Yadırgamıyor aksine çok normal karşılıyorum, bu takım yavaş yavaş kendini bulacak, daha öncede irdeledik yeniden bir takım kuruldu, yepyeni oyuncular var takımda ve birçoğu geç katıldılar kampa..Kadronun genişliği, bir de zor bir fikstür..Kadro nasıl geniş derseniz mesela geçen sezon 30 civarı maç oynamış Bekir Ozan'ın Sivas maçında hiçbir sakatlığı bulunmazken ilk 18'e alınmamasını veya Trabzon deplasmanından 1 puanla dönmüş takımın Fenerbahçe maçına 3-4 farklı oyuncuyla başlaması gibi örnekler yeterli ..İlk 6 maçta 19 farklı oyuncu sahaya çıkmış daha ne olsun..Bursaspor tamam hedefi olan bir takım için normal maçlar silsilesi geçirdi ancak şu son 3 maça bakıldığında..ilk durak Trabzonspor, beklenmeyen bir düşüş yaşamış ve belli ki bunu telafi etmek istiyor ve 3 puana da ulaşılabilecek bir maçtan alınan 1 puan.sonrasında Trabzonspor 2 maçta 9 gol atmış rakip filelere..2. maçı Fenerbahçe, 4'te 4 yapmış ve ilk defa Bursa'da bu kadar agresif olabilen bir takımdılar kötü oynasalarda, sanki bir derbi oynuyormuşcasına hakemi kontrol altına almaya çalıştılar, bir de Bursaspor oyunu istediği gibi kuramayıp acemi mangası gibi dolaşınca sahada kuru mücadelede yetmedi..Ve Sivasspor, müthiş bir düşüşte ve artık kredisi falan kalmamış, kazanmak zorunda..herşeyi de yaptılar dün..mücadeleleri iyi pozisyonları boldu..hakemide etki altına almaya çalıştı Bülent Uygun ve futbolcular..ve bu maçtan çıkarılan altın değerinde 3 puan..Bursaspor için çıkış başlamıştır artık..

Herkeslerin Bayramını Kutluyorum..Bayram sabahı bir kaç dakikada ancak bu kadar yazabildim af buyrun..

14 Eylül 2009 Pazartesi

Biz, onlar ve başarı..

Eski bir Güntekin Onay yazısı..

Türkiye'de her hafta bir teknik direktöre 'yol veren' spor medyasına sorsanız, bugün dünyada en iyi top oynayan takımın Barcelona olduğunu söyleyecektir. Peki, Rijkaard'ın göreve başladığı 2003-04 sezonunu hatırlayan var mı? Gelin hafızalarımızı tazeleyelim, belki bazı dersler çıkarırız.

Ligin henüz başındayız. Futbolsuzluktan muzdaribiz. Hal böyle olunca televizyon ekranlarında ve gazetelerde "bilirkişiler" saatlerce veya sayfalarca hep bir ağızdan bolca ahkam kesiyorlar: "Bu iş bu teknik direktörle gitmez! Falanca zaten yanlış tercih... 4-1-3-2 değil, 4-3-1-2 oynamalılar!"
Bunları, hayatlarında bir okul takımını bile çalıştırmamış olanlar söylüyor çoğunlukla... Yorumculuk veya yazarlık yapan teknik adamlar ise daha ılımlı. Onlar genellikle "zaman lazım" diyorlar.

Hiddink bu işi hiç bilmiyordu, Löw stajyerdi, Scala'nın beyni çürümüştü, Lucescu korkaktı, Del Bosque Yeniköy kasabıydı... Daum hoca falan değildi... Zeman'ın alakası yoktu... Rıdvan Dilmen yetersizdi... Fatih Terim şehir kırosuydu... ErsunYanal'a milli takım 2 beden büyüktü... Mustafa Denizli tembeldi... Şenol Güneş'in karizması yoktu!

Ekonomik sıkıntılarla boğuşan, en iyi oyuncusu Ribery'i elinden kaçıran, transfer yapamayan ve kimsenin inanmadığı takımı Ferhatlarla, Uğurlarla, Aydınlarla, Saidoularla, Sabrilerle kulüp tarihinin rekor puanını alarak şampiyon yapan Gerets bile bu ülkede tartışılıyor.
Teknik adamlar mı yetersiz? Medyanın bakış açısında mı tuhaflık var? Oturmamış futbol kültürümüzün parçaları mı çok dağınık?
* * *
Ne kadar ilginç! 2. Lig B kategorisinde yardımcı antrenör olmak için bile belli bir futbol geçmişinin üstüne çeşitli kursları bitirmek gerekirken yorumcu ya da yazar olmak için herhangi bir yeterlilik belgesi gerekmiyor.
Yılların birikimi, deneyimi, emeği iki dudağın arasından çıkan acımasız bir çift laf ile kolayca yerle bir edilebiliyor. Bu kadar basit işte.
Araştırmadan, yaşamadan, irdelemeden, sorgulamadan yapılan değerlendirmeler ne kadar sağlıklı olabilir ki?
İnanın bizim medya İspanya'da olsa Barcelona şu anki Barcelona olmazdı. Dünyanın en iyi futbol oynayan takımı daha doğmadan yok olmuş, parçalanmıştı.
* * *
Lütfen yazacaklarımı okuyun. Hepsi yaşanmış olaylar. Kendinize sorun. Bizde olsa ne olurdu diye?
* * *
Frank Rijkaard 2003-2004 sezonunda Barcelona'nın başına getirildi.
(Bizde olsa... İlk sözler muhtemelen şöyle olurdu: "Ne tecrübesi var ki? Daha 41 yaşında. Barcelona takımı ona fazla gelir. Hollanda'da geçen sene Sparta Rotterdam'ı küme düşürdü. Başka da kulüp çalıştırmadı. Bu nasıl tercih?)
Rijkaard'ın takımı ilk sezon beklenen futbol ve sonuçlardan uzaktı. Ligde ilk 7 hafta sadece 2 maç kazandılar. İlk 5 haftada 3 kez berabere kaldıktan sonra 6 ve 7. haftalarda Camp Nou'da üst üste Valencia'ya 1-0, Deportivo'ya 2-0 yenildiler.
Bundan daha kötüsü olabilir miydi? 7 maçta 12 puan kaybı ve evinde oynadığı 4 maçta tek bir galibiyet bile alamayan bir Barcelona! Puan cetvelinde averajla 11. sırada bir takım.
(Bizde olsa... Basın Rijkaard'ın ipini çoktan çekmişti. Yönetim de "Biz Ronaldinho'yu bile transfer ettik. Rijkaard bu takımı oynatamıyor. Biz ne yapalım?" diyerek medyanın gazıyla genç teknik adamı göndermişti.)
8 ve 9. haftalarda alınan galibiyetler baskı altındaki Rijkaard'a biraz nefes aldırdı. Camp Nou'da ilk galibiyet 9'uncu hafta 3-0'la ligin en zayıf takımı Murcia karşısında alındı.
Düzeliyormuş gibi görünen işler Kasım ayında iyice tepetaklak oldu. Villareal'e 2-1 yenilen Barcelona evinde Bilbao ile berabere kaldı. Ardından Malaga deplasmanında alınan 5-1'lik yenilgi tam bir hezimetti. Rijkaard'ın riskli oyun tarzı ile Barcelona dibe vurmuştu. Üstüne üslük Katalan ekibi bir sonraki hafta Real Madrid ile sahasında oynayacaktı. Rijkaard artık iyice tartışılıyordu. Ona inanan kaleler bile birer birer yıkılmıştı. Ancak, Başkan Laporta ve danışmanı Cruyff, Rijkaard'a güvendiklerini açıkladılar. Herkese, her şeye rağmen...
Olmadı! Barcelona sahasında ezeli rakibi Real Madrid'e de 2-1 yenildi.
15 maçta 5 mağlubiyet 5 beraberlik! Kaybedilen puan 25 ve üst üste hezimetler..
(Bizde olsa... Artık yazmaya gerek yok. Olanlar çoktan olmuştu zaten.)
17. hafta içerde 1-1'lik Celta Vigo beraberliği, 18. hafta Santander deplasmanında alınan 3-0'lık mağlubiyet. Takım artık düşme hattında ve Rijkaard hala görevde! Aman tanrım, bu ne sabır?
* * *
Laporta, UEFA kupası 4. turunda Celtic'e elenmelerine rağmen yine de Rijkaard'ı kovmadı. Onunla yaptığı ikili görüşmelere inandı. Yazılanlara, çizilenlere değil... Frank Rijkaard, başkana alınan sonuçlara en çok kendisinin ve futbolcularının üzüldüğünü söyledi. Çok çalıştıklarını ve hayalindeki futbolu kısa bir süre içinde oynayacaklarının garantisini verdi. Yüzyılın futbol adamı eski hocası Rinus Michels'in felsefesini, oyun stilini kendisine ilke edinmişti. Aynı ustası Cruyff'un yaptığı gibi...
Ne Joan Laporta ne de Frank Rijkaard günü kurtarmak için hareket etti. Basına, taraftara kulak asmadılar. Birbirlerine ve kendi doğrularına inandılar ve o "doğruları" hayata geçirebilmek için çok çalıştılar.
İşte Barcelona o günlerden bugünlere böyle geldi. İki yıl üst üste İspanya Şampiyonu oldular. Şampiyonlar ligini kazandılar, dünyanın en iyi futbol oynayan takımı oldular.
O günlerde kendilerine inanan çok az kişi vardı. Üzerlerinde baskı ve eleştiri ise çok fazlaydı.
Onlar çalışmaya ve istikrara inandılar. Doğru bildiklerini yaptılar.
İşte onların ve Barcelona'nın başarı öyküsünün özünde bu yatıyor.
Çok değil 3 yıl önce Barcelona'nın çok önünde olan Avrupa'nın en büyük kulübü Real Madrid ise bugün ezeli rakibini yakalamak için çırpınıyor. O günden bugüne Real Madrid'de Capello göreve gelen 6. teknik adam ve yüz milyonlarca euro harcanarak transferler yapıldı.
* * *
İyi bir yönetim, inanılmış hedefler, akılcı bir organizasyon, planlama, doğru insanlarla çalışarak tüm bunları hayata geçirme çabası, zaman, istikrar, ekonomik koşullardan maksimum verim alma, iletişim becerisi, baskılara karşı direnme gücü, bilimsellik ve işbirliği..
Aslında başarının zincirini oluşturan halkalar o kadar çok ki...
Hiçbir başarı plansız, programsız, emek sarfetmeden, çalışmadan, acı çekmeden elde edilmiyor.
Yani yazarlarımızın dediği gibi 4-1-3-2 ile falan bitmiyor iş... O kadar basit değil.
(Not:Barcelona o malum sezonu Valencia'nın ardından ikinci bitirdi.)

13 Eylül 2009 Pazar

Türk futbolu nereye gidiyor : Ali Nail


- Araban var mı?
A.N : Renault (Flash)

- En beğendiğin otomobil markası?
A.N : Mercedes

- En büyük hayalin nedir?
A.N :Amerikayı görmek.


12 Eylül 2009 Cumartesi

Maça Doğru : Bursaspor - Fenerbahçe

Zor bir maç daha var sırada. İki takımda oldukça iddaalı olacak Pazar akşamı. Fenerbahçe 4'te 4'ün özgüveninde, geçen seneye göre de oldukça iyi gözüküyorlar sahada. Bunun yanında Daum'la gelen taktik ve fiziki artılar göze çarpıyor..Buraya kadar herşey iyi güzel Fenerbahçe tarafından, genel olarak favoride gösteriliyor, basında spor kamuoyunda her zamankinden fazla..Peki bunlara Fenerbahçenin eksikleri, Bursaspor'un gerçeklerini katınca neler olabilir..Fenerbahçenin eksiklerinden birisi ceza ve sakatlık problemleri..Emre'nin 3 maçlık cezası ve Önder'in sakatlığı var, bunun dışında sakat isim var mı bilemiyorum..Bir diğer handikapları da Volkan, Semih, Gökhan, Önder, Emre, Kazım, Güiza, De Santos, Lugano gibi isimlerin yaptıkları yorucu milli maçlar, g.amerikalıların uzun yolculukları..Bu eksikler bile kadro geniş olsa bile sıkıntı yaratabilir konuk Fenerbahçe için..
Takımımızın gerçekleri var dedik, nedir bunlar..Böyle iddaalı rakipleri Bursa'Dan boş göndermek artık bir gelenek gibi Bursa'da..Sahaya kim çıkarsa çıksın, özellikle son 4-5 senedir bu maçlarda çok etkili performans gösterdik..Sadece geçen senenin skorlarına bakmak yeterli bence..
Bursaspor-Galatasaray 2-1
Bursaspor - Beşiktaş 0-0
Bursaspor - Trabzon 2-1
Bursaspor - Fenerbahçe 2-1
Bursaspor - Sivasspor 1-1
Milli maç arası önemli diyorduk, çünkü sisteme yeni oturtulmaya çalışılan oyuncular vardı, kampa geç katılmışlardı fazla maça çıkamadılar, birbirleriyle yeteri kadar uyum sağlayamadılar..Bunlardan kaynaklanan sıkıntılar var takımda,yoksa çalışmaları, kondüsyonu açısından takım çok iyi tam bir kolej havası var şuanda.. Kadro kalitesi ve derinliği olarak ise 1 basamak atladığını söyleyelim takımın..Bu sezon pek şans bulamamış oyuncularla hazırlık maçında Eskişehir karşısında alınan rahat galibiyet bunu gösterdi, henüz ilk 11 başlamayan Battala'nın 2 golü, Shin, Kirita gibi isimlerin performansı gerçekten çok iyiydi..Pazar akşamı için Ertuğrul hoca'nın zorlanacağı en önemli konu nasıl bir kadroyla hangi oyuncularla çıkacağı sahaya..Klasik 4-4-2 ' mi yoksa 4-2-3-1 mi çıkaracak hoca takımı belli değil..Daha ofansif bir kadro bekliyorum bu maç için çünkü geriye yaslanarak bu maçın geçmeyeceği belli..Ayrıca Bursaspor'un hedefleri açısından bu maçla birlikte oynayacağı oyunla Avrupa yarışında bizde varız demesi gerektiğininde farkında hocamız..Battala'yı forvet arkası oyuna sürmesini bekliyorum..İvankov, Sercan ve geri dörtlü haricinde kalan 2. bölge ve ileride Sercan'ın yanındaki isim değişebilir..Bu isim Shin veya Turgay olacak diziliş konusunda değişiklikler olabilir..Sercan'ı forvet arkası kanada yakın oynatılabilir bu maçta..Orta sahada Battala ile birlikte Ergic'i oynatır mı bilemiyorum, Ergic'in top alışverişi çok iyi ancak Battalla ile birlikte olması defansif anlamda bir zaaf yaratabilir..Kirita ise form grafiği ile Hüseyin veya Ergic'ten her an formayı kapabilir bu maçla birlikte..
Fenerbahçe açısından sıkıntı yaşayacakları bir deplasman maçı olacağı kesin, girecekleri pozisyonları olumlu değerlendirirlerse ibreyi kendi lehlerine döndürebilirler bu kalitede oyuncularada sahipler..Bu maçta daha belirleyici olacak olan Bursaspor'un ne oynayacağı, nasıl bir sistemi sahaya yansıtmak isteyeceği ve bunu ne kadar başarabileceğidir..Dediğim gibi avrupa yarışının içinde bizde varız diyebilmemiz için gerek taktiksel açıdan, gerekse pozitif oyun, ofansif beceri açısından farkı görebilmemiz gerekir Pazar akşamı..İyi bir görüntü bekliyorum bu maç için,henüz belki yansıtmamış olsada o kalite var bu takımda, zamana ihtiyacı var.. ama tabi beklediklerimizi de bulamazsak sahada kısa vade deki beklentilerimizi revize etmemiz gerekebilir..

6 Eylül 2009 Pazar

Bursaspor 2 : 0 Eskişehirspor



2 haftalık milli maç dönemi en çok Bursaspor'a yarar getirecek diyorduk, ilk izlenimlerde bu çerçevede..Gerek milli takıma giden Sercan'ın ilk kez 11 başladığı maçta golü bulması, gerekse lig maçlarında pek şans bulamamış oyuncuların Eskişehir karşısındaki son derece hazır görüntüsü herkesi memnun etti. Bunun yanında artık konuşmak bile istemediğim bu senenin bela kale arkası kavgaları can sıkıcı..Kronikleşmiş bu yarayı temizlemek için ilgililer önlem almalı ve bu ciddi yasaklar gelmeli kavgalara karışanlara..Bir diğer olumsuzluk ise Kiritaya kırmızı kart gösteren şovmen hakem oldu..Bu konuda en güzel cevabı yine Ertugrul Sağlam vermiş : "Avusturya'da bir hazırlık maçında benzer bir durumda hakem yanımıza gelip - oyuncuyu lütfen dışarı alın, yoksa oyundan atacağım diyebiliyor hal böyleyken buradaki hakem arkadaşların tutumları hayret verici demiş özetle, ki pozisyonlarda da ciddi birşey olmadıgını görünce artniyet aramıyor degiliz..Akılda kalanlar;

Battala: Takımını 2 golünede ismini yazdıran Battala maç eksiklerini giderdiğinde ilk 11'in değişmez isimlerinden olacaktır, ara pasları, top tekniği, çalım kabiliyeti, şutları, oyunu okuyuşu hep ortalamanın üzerinde ve 25 yaşında genç bir oyuncu..Lisans sorunu çözüldüğünden beri sürekli ileriye gidiş var bu oyuncunun beklenen patlamayı yapmasına az kaldı diyebiliriz..
Shin: Geçen senenin sempatik ve başarılı ismi Shin, hazırlık döneminden itibaren Turgay'ın gerisinde kaldığından ligde de yeterli şansı bulamadı, fiziksel açıdan bir eksiği görünmemesine rağmen geçen sene bıraktığı yerden devam edemediğini görüyorduk..Bu maç Shin içinde epey faydalı oldu, istenilen geçen seneki formuna yaklaştıgını gösterdi maçın büyük bir bölümünde..
Kirita : Hastalığından ötürü kampa katılamayan Kirita'da formda gözüktü, orta sahada formaya ciddi adaydır..
Tadeu : Tadeu'yu geçen sene ağır diye eleştirirdik, ancak takıma getirenler kalitesine güvendiğinden uzunca bir süredir çıkışa geçmesi bekleniyordu..Dünkü oyunuyla birlikte forma bulmasının çok zor olduğu ve kısa süre sonra takımdan gönderileceği belli oldu, sakatlığından sonra belli ki toparlayamamış..
Ayrıca dün sahaya çıkan diğer oyuncuları da hazır gördük..Yakın zaman sonra Bursaspor bunun meyvelerini toplamaya başlayacaktır..

1 Eylül 2009 Salı

İsa Bağcı Bursaspor'da


İsa futbolumuza uzak bir yerde büyüyüp oynadığından ve daha önce fırsatımız olmadıgından, aktarmak istediklerim yabancı kaynaklı sitelerde gördüğüm 1-2 haber ve tecrübesine güvendiğim 1-2 arkadaşımızın bilgilerine dayanarak yapacağım..Raporsuz'un bilgilendirmelerinden dolayı teşekkür ediyorum..

İsa, Mustafa Olcaytu'dan sonra kadroya katılan 2. genç ve daha iddalı gözüken bir transfer oldu..Açıkçası Sercan gitmesin diye bekleyen bizleri son günde gelen 2 transfer fazlasıyla şaşırttı. Bir diğer transferimiz Heath Pearce'ede ayrı bir yazıda değinmeye çalışacağım..

İsa 1990 göteborg doğumlu, ve Hacken altyapısında futbola başlamış. 16 yaşında İsveç U-16'ya giden İsa Glaskow Rangers yetkililerinin ilgisini çekerek bu takıma kazandırılmış..Bu transferle birlikte Türk milli takımınında ilgisini çeken İsa, gelen teklifi kabul edip İsvec'ten Türk milli takımına transfer olmuş..Genç yaş milli takımlarında 15 maç-11 gol ortamalası olduğu ve bunun en yüksek ortalamalardan biri olduğunu öğrendiğimiz İsa, Rangers'te U-19 ve daha sonrasında rezerv lig macerasına devam etmekteydi..Bu süre zarfında İsa'nın bizzat ibrahimovic tarafından İnter'e tavsiye edildiği hatta antremanlara çıktığını bu konularda bilgisine güvendiğim bir arkadaşımızın yazısında gördüm, internet kaynaklarında inter ve villareal antremanlarına çıktığı yazmakta..İsa hakkında öğrenebildiğimiz kadarıyla görüşler çok olumlu, süratli, teknik iyi bir şutör ve çok yetenekli olduğu söyleniyor..

Yine bu bilgilerin çoğunu aldığımız raporsuz arkadaşımızın kaynaklarına göre, trabzonsporun almak istediği isa milli takımdan arkadaşları sercan yıldırım'ın ve serdar aziz'in katkılarıyla takıma kazandırılmış..

Sercan gitti mi gidecek mi derken, avrupa'nın önemli altyapılarından birinden İsa'yı takıma kazandıran hocamıza ve başkanımıza teşekkür ederiz..

Muhammet Demir: "Beklenen golcü"


TamSaha'daki röportajından...

Genç Milli Takımlarda 29 maçta 24 gol attı ve henüz 16 yaşında Chelsea'den transfer teklifi aldı. 2.5 sezondur Bursaspor'un A takımıyla idmanlara çıkmasına rağmen yaşadığı sakatlık problemleri nedeniyle oynama fırsatı bulamadı. Lider özellikleri, sürati, hırsı ve özellikle gol vuruşlarındaki ustalığıyla hem Bursaspor camiası hem de Genç Milli Takımlardaki antrenörleri ondan çok şey bekliyor. Bu beklentilerin sorumluluğunu taşıyarak, "Bu sezon benim sezonum olacak" diyor.

Röportaj: Mazlum Uluç / TamSaha

Futbol gündemine 1 yıl önce "16 yaşında Chelsea'ye transfer olacak" haberleriyle oturan Muhammet Demir'i daha yakından tanımak istiyoruz.

...

Üzerinde emeği olan teknik adamlar kimlerdi?

Ereğli Belediyespor'da Bayram Altıntaş'ın üzerimdeki emeği anlatılamaz. Bursaspor'a beni zorla götürmüştü. Ondan sonra Bursaspor'daki altyapı hocalarım Yılmaz Burul ve Tahsin Tam'ın emekleri de çok farklıdır

...

Ertuğrul Sağlam da Ereğlili ve futbolculuğu döneminde o da bir golcüydü. Onunla bu yönden ortak noktalarının bulunması senin için bir avantaj mı?

Avantaj elbette. Bana Ereğli'ye gidip gitmediğimi soruyor. Ben Ereğli'ye gittiğimde onu arayıp, "Gelmiyor musunuz hocam?" diye soruyorum. Aramızdaki diyalog çok iyi. Eski bir golcü olması da benim için avantajlı bir durum. Antrenmanlarda yanına çağırıp vuruşları gösteriyor, vücudumu nasıl yatırmam gerektiğini anlatıyor, golcünün nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda bilgiler veriyor. Bu arada şunu da belirtmek isterim, Ertuğrul Hoca oyuncusuyla mesafesini korumayı çok iyi bilen bir teknik adam.

Genç Milli Takımlarda 29 maçta 24 gol atmış bir oyuncusun. Bir santrfor olarak ne gibi avantajlara sahip olduğunu düşünüyorsun? Antrenörlerin senin futbolculuğunu nasıl tarif ediyor?

Süratim ve kuvvetim iyi. Sonuçta ben A takım antrenmanlarında Ömer Erdoğan'a karşı oynayabiliyorum. İki ayağımı da kullanabiliyorum. Kafa toplarında başarılı sayılırım. Mesela Rusya'ya iki maçta 5 gol atmıştım ve ikisi kafaylaydı.

.....

Fiziksel açıdan şimdi ne durumdasın?

İki sezondur ilk defa sezon başı kampı geçirdim ve herhangi bir problem yaşamadım. Kendime de çok iyi bakıyorum. Bu sezonun benim sezonum olacağını düşünüyorum.

Bursa'da güçlü bir yerel basın var. Seninle ilgili nasıl yayınlar yapılıyor?

Beni çok seviyorlar. Hem camianın hem de yerel basının umut bağladığı bir oyuncuyum. Henüz 17 yaşındayım ama sokağa çıktığımda herkes beni tanıyor. Üstelik henüz doğru dürüst bir maç bile oynamadım. Ama insanlar beni gördüğünde "Senden çok şey bekliyoruz" diyor. Mesela geçtiğimiz sezon Gaziantepspor maçının kadrosuna alınmıştım, bütün tribünler maç öncesi bana büyük bir sevgi gösterisinde bulunmuştu. O andaki duyguyu anlatabilmem mümkün değil. Beni hep bir beklenti içinde seviyorlar, ben de bu beklentileri bu sezon mutlaka karşılamak amacındayım. Bu sorumluluk ve inançla, "Bu sezon benim sezonum" olacak diyorum zaten.

.....

Chelsea ve West Ham'ın transfer tekliflerine gelelim. Seni nerede izlediler ve transfer teklifinde bulundular?

Genç Milli Takımlardaki maçlarımı izlemişler. Üç gol attığım Rusya maçında sonra teklifleri geldi. Benim sakatlıklarımı bile benden iyi biliyorlardı. Çünkü uzun süredir beni izliyorlarmış.

Chelsea'ye gitmeme kulübüm izin vermedi

Peki, İngiltere'ye transferin neden gerçekleşmedi?

Bonservisim için bir ücret teklif ettiler ama kulüp başkanımız "Henüz erken" deyince bu transfer gerçekleşmedi. Tek sebep kulübün beni vermek istememesiydi.

Genç Milli Takımlar için seni keşfeden kimdi?

İlk olarak U15 Takımı kampına katıldım. Hocamız Ferhat Südoğan'dı. Fethiye'de kampa girmiştik ve Hollanda ile oynayacaktık. Ben ilk on birde yoktum ama şimdi Porto'ya transfer olan Engin Bekdemir o gün hastalanınca ben oynadım. İki Hollanda maçında birer gol atınca hocamız beni kaptan yaptı.

...

Macheda'ya bakıp üzülüyorum

Bir yandan da rakip takımlardaki oyuncuları görüp, "Benim onlardan bir eksiğim yok" gibi bir özgüven de kazanılıyor mu Genç Milli Takımlarda?

Bakın bu konuda bir örnek vereyim. Manchester United'a giden 1991 doğumlu İtalyan oyuncu Macheda'ya karşı iki maç oynadım. İngiltere'de oynadığımız ilk maçta İtalya'yı 3-0 yendik. Ben o maçta 2 gol atmıştım. O maçtaki Macheda'yı Manchester United'da gördüğümde gözlerime inanamadım. Bir ona bakıyorum, bir kendime bakıyorum ve üzülüyorum. Ben iki senedir sakat olduğum için oynayamadım. O ise iki sezon içindeki gelişimiyle Manchester United'da oynuyor. İnsanın morali bozuluyor ister istemez.

Aslında moralin bozulacağına, "O Manchester United'a gidebiliyorsa, ben de rahat rahat gidebilirim" gibi bir düşünceyle motivasyonunu da yükseltebilirsin.

Zaten beni moralimin bozulması Macheda'nın Manchester United'da oynamasıyla ilgili değil. Daha iyi yerlere gelmesini de isterim. Benim üzüntüm sakatlıklar sebebiyle yerimde saymamla ilgili.

...

Direkt Avrupa'ya gitmek istiyorum

Biraz önce yakın hedeflerini saydın ama uzun vadedeki hedeflerin neler? 16 yaşında Chelsea'den teklif almış bir oyuncu olarak ligde 5 gol atmak seni kesmez herhalde.

Açık söyleyeyim, İstanbul hedefim yok. İngiltere'ye gideceksem direkt Bursaspor'dan gideyim. Bu benim için çok daha büyük bir mutluluk olur. Bir yandan genç yaşta İstanbul'a giden oyuncuların durumunu da görüyorum. Avrupa'da her şeyin daha farklı olacağını düşünüyorum.

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=7844